Kur’an’ın 3. suresi olan Âl-i İmrân Suresi, toplamda 200 ayetten oluşmaktadır. İnanışa göre bu sure, Medine’de indirilmiştir ve Kur’an’ın en uzun surelerinden biridir. Adını ”İmran ailesi”nden alan Âl-i İmrân, Kur’an’a göre İsa’nın annesi Meryem’in babası olan İmran’ın ailesini temsil etmektedir.
Kur’an’da yer alan bilgilere göre, İmran ailesinden iki farklı kişiden bahsedilmektedir. Birincisi, Musa ve Harun’un babası iken ikincisi, İsa’nın annesi Meryem’in babasıdır. Bazı yorumcular ise, bu ikisinden hangisinin Âl-i İmrân Suresi’ndeki İmran olduğu konusunda farklı düşünceler ortaya atmaktadır. Ancak, Meryem ve İsa ile ilgili detaylara yer verilmesi, genellikle İmran’ın Meryem’in babası olduğu tezini güçlendirmektedir.
Aynı zamanda, bazıları ise Âdem, Nuh ve İbrahim gibi ulû’l azm peygamberlerin de adının geçmesiyle buradaki İmran’ın, Musa’nın babası olabileceğini iddia etmektedir. Âl-i İmrân ve Meryem sureleri incelendiğinde, Kur’an’da Meryem’in annesinden değil babasından bahsedildiği görülmektedir.
Surenin ana teması, İsa, Meryem ve Hristiyanlık inancıdır. Tevrat, İncil ve Kur’an’ın aynı ilahi kaynaktan geldiği vurgulanırken, bu kutsal kitapların aynı inancı temsil ettiği vurgulanmaktadır. Mübahele Ayeti’nin geçtiği 61. ayet, bu surenin dikkat çeken ayetlerinden biridir. Ayrıca, Âl-i İmrân Suresi’nin ilk seksen ayetinin iniş sebebinin, Necran Hristiyanları ile yapılan tartışmaya dayandığı belirtilmektedir.
Surenin diğer ayetlerinde, dinin özünün tevhit olduğu ve şirk unsurlarından temizlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca, ehl-i kitap olanlar da bu esasa davet edilmektedir. Cihat ve Uhud Gazası gibi konular da surede ele alınmış ve bazı ilkeler dile getirilmiştir.


