ABD’nin Kıbrıs’taki askeri yığınak girişimleri ve Rum Kesimi’nin NATO’ya üye yapılmasına ilişkin olası riskleri değerlendiren Siyaset ve Kamu Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Anıl Çeçen, önemli açıklamalarda bulundu. Çeçen, “Kıbrıs’ta sadece Türkler’e değil, Rumlar’a da büyük tuzak kuruluyor” dedi ve ekledi: “Bu tuzak, İsviçre’ye kadar uzanacak. ABD’yi kontrol eden Siyonist küresel sermaye elitleri, Avrupa’da yükselen sağ hareketler ve küresel çatışma bahanesiyle İsviçre’deki bankaları ve bankacılık sistemini Kıbrıs’a taşımak isteyecekler.”
Çeçen’in uyarılarına göre, olası bir küresel savaş durumunda İsviçre’nin 3 kantonu, Fransa, Almanya ve Fransa arasında paylaşılabilir. Kıbrıs’ın yeni bir bankacılık üssü haline getirilmesi projesinin arkasında Anglo-ABD ve İsrail’in olduğu belirtiliyor. Bu projenin son aşamasında adadaki Rumların Yunan adalarına, Türklerin ise Anadolu’ya göç ettirilmesi planlanıyor. Bu durumun kaos ve çatışmalara yol açabileceği vurgulanıyor.
İsviçre bankalarının Kıbrıs’a taşınması projesinin ilk adımı olarak Rum Kesimi’nin NATO şemsiyesi altına alınması hedefleniyor. Rum kesimi NATO’ya üye yapıldıktan sonra tek devletli model için adımlar atılacak. Türk varlığının pasifize edilmesiyle ikinci aşama olan Yahudi yerleşim birimleri ve ABD üslerinin devreye sokulması planlanıyor.
Çeçen’e göre, ABD ve İsrail’in planı, Kıbrıs’ı zamanla Rumlar ve Türklerden arındırılmış bir İsrail adasına dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu durum, Orta Doğu’daki enerji yataklarının yanı sıra Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarına olan ilginin de artmasına neden olabilir.
Çeçen, Türkiye’nin Kıbrıs politikasına yönelik önerilerde bulunarak, Türkiye’nin yeni bir Merkezi Devletler Topluluğu veya Sadabat Paktı gibi bir ittifak oluşturabileceğini belirtti. Bölge güvenliğinin sağlanması ve emperyalist rekabetin önlenmesi için bu tür iş birliklerinin önemli olduğunu vurguladı.


