Hayatın Not Defteri adlı programın ilk bölümü, Sine Çakır ve Rıdvan Dilmen’in sunumuyla HT Spor ekranlarında yayınlandı. Programın ilk konuğu ise Yılmaz Erdoğan oldu.
Sanat dünyasının önemli isimlerinden Yılmaz Erdoğan, hayatı, kariyeri ve projeleri hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Programdan bazı kesitler şöyle:
Yılmaz Erdoğan: “Futbolu bırakıp sanatla ilgilenmeye başladığımda üzülmüştüm. İstanbul’a geldiğimde aslında futbol hayatım devam ediyordu. Bir gün Nöbetçi Tiyatro oyuncu ilanını gördüm ve DSİ Spor ile de idmanlara çıkmaya başladım. Tiyatro başlayınca hepsine gitmek için otobüs biletim bile yoktu. Aslında İstanbul’a inşaat mühendisliği okumak için gelmiştim.”
Rıdvan Dilmen: “Bir Demet Tiyatro fenomen bir olaydı. Bir arkadaş grubumuz bizi iftara çağırdı. Dizi iftar saatine denk geliyordu. Restorantı aradık ve televizyonlarının olmadığını öğrenince organizasyonu iptal ettik.”
Yılmaz Erdoğan: “İnci Taneleri dizisindeki Azem Yücedağ karakterini, hayatımıza bir bilge gelse ve bize ayna olsa fikri üzerine yazmaya başladım. En son dün gece bir sahne çektik; Bir taksiciye ‘İyi akşamlar’ diyorum cevap vermiyor. Azem, cama vurup neden cevap vermediğini soruyor.”
Yılmaz Erdoğan: “Öncelikle tiyatroda öğrencilerime utanç eşiğini gidermeyi öğretiyorum. Sahne korkusu, performans kaygısı gibi utanç dediğimiz şey korkunun bir çeşididir.”
Yılmaz Erdoğan: “Tiyatro için inşaat mühendisliğini bıraktığım için babam bana kızmıştı. İnsanın ilk mücadelesi babasıyla; İlk ona kendini göstermek istiyorsun. Babam beni ‘Sen Hiç Ateş Böceği Gördün Mü?’ oyununa kadar övmedi.”
Yılmaz Erdoğan: “Muğla’nın Köyceğiz köyünde Düşbelen Spor Kulübü’nü kurduk. Caner Erkin, Şükran benim bütün arkadaşlarım yönetim kurulunda. Resmi ligde de oynuyoruz. Ben ilk sezon U-11 takımıyla maçlara da çıktım. Köy okullarının bahçelerinden çocukları keşfettik. Futbol üzerine hala ciddi mesai harcıyorum. Teknik direktörlük kursuna gitmek için Rıdvan Dilmen’den bilgi almıştım.”
Yılmaz Erdoğan, “İnci Taneleri” isminin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlattı: “Bir yazarlık atölyesi yapıyorduk. Türkiye’de projelere verilen isimleri pek beğenmiyordum. Orada yazan çocuklara proje isim verdim, bir tanesi de ‘Kardeş Kıyameti’ydi. Sonra bu ismi beğendim, ben yazmak istedim. Ardından daha ışıl ışıl bir isim olsun istedim. Hikayede de inciler dökülünce ‘İnci Taneleri’ oldu ismi.”


